dem parti es genel baskani bakirhandan 29 ekim yazisi JX5KCXpl.jpg

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan’dan ’29 Ekim’ yazısı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir yazı kaleme aldı.

“`html

Cumhuriyetin 102. Yılı: Tuncer Bakırhan’ın Görüşleri

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle yazdığı makalede, “Cumhuriyet, hem bir kurtuluş hem de bir kuruluş projesi olarak ortaya çıktı. Bu süreçte Kürtler, kurtuluş mücadelesinin ana unsurlarıydı; ancak devletin kurulma aşamasında, bu ruh gölgede kaldı. Başlangıçta var olan çoğulcu birliktelik ruhu, devletin ve ulusun inşa edildiği dönemde yerini daha merkeziyetçi bir yaklaşıma bıraktı. Bugün, barış arayışı, tam da bu hikayeyi yeniden düşünme çabasından başka bir şey değil. Cumhuriyetin 102. yılına girerken, geleceğe dair en büyük hedefimiz, demokrasi ile Cumhuriyeti buluşturmaktır. Halklar, ortak yaşam sözleşmesini hayata geçirebilecek güce sahiptir” ifadelerine yer verdi.

Tuncer Bakırhan, T24 ile paylaştığı yazısında ayrıca, “Cumhuriyet, ‘Birlikte nasıl yaşayabiliriz?’ sorusunun tarihsel cevabıdır. 102 yıl sonra hala aynı soruyu kendimize soruyoruz: ‘Nasıl birlikte yaşayacağız?’

Bu tarihi anlamadan bugünkü durumu kavrayamayız. Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme çabası Cumhuriyet sayesinde daha radikal bir biçim aldı. Ancak her aşamada Cumhuriyet ile demokrasi arasında derin bir ikilem yaşandı. 1946’da çok partili sisteme geçiş yapıldı ama henüz gerçek anlamda bir demokrasi sağlanamadı.

Cumhuriyetin topraklarımız üzerindeki serüveni, modernleşme çabalarıyla gelişti. 102 yıl sonra anlaşılıyor ki; bu toprakların kendi gerçekliklerini ve dinamiklerini göz ardı edemeyiz. Yaşadığımız acılar ve deneyimler, tarihsel ilişkileri ve hukuksal düzeni yeniden inşa etmemiz gerektiğini gösteriyor.

Tarihsel ve sosyolojik bir bakış açısıyla Türkiye, Doğu’nun ve Batı’nın bir sentezidir; geleneksel ve modern unsurları bir araya getirir. İşte bu özellik onu eşsiz kılar. Farklılıkları büyütmeden, diyalog kurarak ilerleme zamanı geldi. Bu bağlamda, farklı kültürlerin bir arada yaşamasını ve bu çeşitliliğin gücünü kutlamak önemli olacaktır.

Bu bağlamda, Cumhuriyet ile ilgili yanlış düşüncelerimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Devlet, toplumun ve bireylerin önünde bir güç olarak görüldüğü sürece, gerçek anlamda bir halk egemenliği sağlanamaz. Cumhuriyet, sadece bir yönetim şekli değil, aynı zamanda toplumu birbirine bağlayan ve sürdüren bir birlikteliğin yansımasıdır.

Cumhuriyetin Yeniden Değerlendirilmesi

Unutmamak gerekir ki, bir sosyal yapı olarak cumhuriyet, toplumdan bağımsız olamaz. Cumhuriyet bir kavramdır; onun anlamını demokrasi şekillendirir.

1925’ten bugüne, Cumhuriyetin demokratikleşmesi sürecine odaklanmalıyız.

Kürt Meselesi: Cumhuriyetin Sınavı

102 yıllık Cumhuriyet geçmişinde Kürt meselesi, haklar ve siyasi katılım sorunu olarak kalmıştır. Bugün hepimiz yeni bir süreçteyiz ve barış ile demokratik çözüm imkanı doğmuştur.

Farklı biçimlerde barış arayışı içindeki toplumuz, ortak bir yaşam kurma şansını eline almıştır. Bu süreç, demokratik bir kimliğin inşası için büyük bir fırsattır.

Bu durumda Cumhuriyetin, sadece hukukun değil, insanların iradelerinin ve seçimlerinin güvencesi olabilmesi için demokratik yapıların etkin bir şekilde uygulanması şarttır. Ancak böylece barış ve birlikte yaşama kültürü kalıcı bir şekilde tesis edilebilir.

Tarihsel Hafızayı Yeniden Yapılandırmak

Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi, aslında tüm toplumların birlikte yaşama iradesinin önünü açacak bir adımdır. Bugün Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkezler, Ermeniler ve diğer halklar eşit bir gelecek için ortak bir tarihsel hafızayı yeniden inşa etmek için mücadele ediyor.

1 Ekim’den Bu Yana: Barışın Yeni Dili

1 Ekim 2024’te başlayacak olan cihetler, Türk-Kürt ilişkilerinin demokratik bir zeminde yeniden değerlendirilmesi için tarihi bir fırsat sunuyor. Barış, artık kaçınılmaz bir hedef olmuştur. Şimdi, demokratik müzakere süreçlerini işler hale getirerek, bu acı ve kayıpları sonlandırmak zamanıdır.

Sonuç olarak, Cumhuriyetin 102. yılı vesilesiyle, barışın ve yaşam hakkının bir gereği olarak, demokratik bir yaşam şekli inşa etme hedefiyle mücadele etmeliyiz. Tüm toplumun katılımını sağlayan, herkesin sesini duyurabildiği bir Cumhuriyet talep etmek, şüphesiz ki en büyük arzumuz olmalıdır.

Birlikte Yaşamak: Gerçek Bir Demokratik Cumhuriyet İçin

Sevgi ve birliktelik içinde, herkesin ayak uydurabildiği, kimsenin dışarıda bırakılmadığı bir Cumhuriyet hedeflemeliyiz. İşte ancak bu şekilde gerçek bir demokratik toplum oluşturabiliriz.

“`